Kim bu gulbettin hikmetyar?
- Pazartesi, Mart 8, 2010, 20:29
- Genel
- 2.205 views
- Henüz Yorum Yok

Afganistan televizyonundan yayınlanan konuÅŸmasında Hikmetyar, Taliban ve el Kaide’yle iliÅŸkisini kestiÄŸini, Hamid Karzai hükümeytiyle diyaloga hazır olduÄŸunu açıkladı.
el Arabiya televizyonunun haberine göre Hizbi İslami lideri Hikmetyar, ülkedeki silahlı hareketlerin çatışmaya son vererek Kabil’deki Afganistan hükümetiyle siyasi müzakerelere girmesi çaÄŸrısında bulundu.
Hikmetyar, orduya ve işgal güçlerine karşı savaşan direniş hareketlerinin müzakere edeceği tek tarafın Afganistan hükümeti olması gerektiğini söyledi.
Müzakerede esas tarafın Afganistan hükümeti olmadığı sürece, müzakerelerden sonuç alınamayacağını belirten Hikmetyar, ülkedeki iÅŸgal güçlerinin Afganistan’dan çekilmesini istedi.
Hitmetyar ayrıca ilk defa Taliban ve el Kaide arasındaki iliÅŸkinin 2002′de kesildiÄŸini söyledi. Hikmetyar “Taliban ve el Kaide liderleriyle en son 2002′de görüştüm.. İşgalcilerin Afganistan’dan çıkarılması, el Kaide ve Taliban’la ortak paydamızdır” dedi.
1993 yılında kurulan hükümette baÅŸbakanlık yapan Hikmetyar, Taliban’ın ÅŸiddetli bombardımanı neticesinde 1996 yılında Kabil’den ülkenin kuzeyine çekilmek zorunda kalmıştı.
Kim bu gulbettin hikmetyar?Baykal’ın dediÄŸi kadar tehlikelimi?
Deniz Baykal’ın politika yapma tarzının yabancısı değiliz. Ülkenin gerçek sorunları üzerine siyaset yapma yerine, kendine göre bir gündem belirleyerek, rakiplerinin zayıf olduğunu zannettiği konuda tartışma başlatmak, rakibini saha ve seyirci avantajına sahip olduğu tabularla mayınlanmış bir alana sıkıştırıp orada oynamaya zorlamak, protokol tribününün alkışlarını alıp rakiplerini yuhalatmak… Bu politika her ne kadar Baykal’ın partisini büyütmüyorsa da, partinin taraftarlarını heyecanlandırmaya ve varlığını korumasına yetiyor.
Deniz Baykal ve CHP’liler “Hikmetyar’la fotoÄŸraf” meselesini fazla uzattılar. Konu politikacılarımız arasındaki kayıkçı kavgasında düzeysiz bir atışma konusu olma sınırını çoktan aÅŸtı, Afganistan halkının yaptığı tarihi bir mücadelenin küçümsenmesi, aÅŸağılanması ve inkârı durumuna dönüştü. CHP’liler siyasi rakiplerini karalamak için ülke sınırları içerisinde yeterli malzemeyi her zaman bulabilirler. Bunun için ülke sınırları dışına çıkıp, bizimle bir alıp veremediÄŸi olmayan üçüncü ÅŸahıslara zarar vermelerine, durduk yerde Afgan halkını rencide etmelerine gerek yok.
Hikmetyar vebalımı?
Deniz Baykal’ın ve CHP’lilerin iddia ettiÄŸi gibi Hikmetyar kendisiyle resim çektirmekten utanılacak bir terörist veya bir vebalı mıydı?
Ünlü Alman gazeteci Peter Scholl-Latour, İslam ülkelerindeki devrim hareketlerini anlattığı kitabına “Allah ist mit den Standhaften” (Allah Direnenlerden Yanadır) ismini vermiÅŸ. (Peter Scholl-Latour, 1989. Allah ist mit den Standhaften. Ullstein Sachbuch, 766 s.). Peter Scholl-Latour bu kitabında Gulbettin Hikmetyar’la karşılaÅŸmasını ve Hizb-i İslami mücahitleri arasında yaÅŸadığı günleri de anlatıyor.
“Afganistan, Kurtarılmış Bölge, Temmuz 1981″
Afganistan’a hareketimiz bir karnaval ÅŸeklinde baÅŸladı. PeÅŸawar çarşısında kendimize Afgan giysileri yaptırdık. Pantolon yerine giydiÄŸimiz tek düzen beyaz giysilerin provasını yaparken hayretle kendimizi seyrediyorduk. Kıyafetimize dizlerimize kadar uzanan dalgalı bir gömlek ve kolsuz bir yelek de eklendi. Bizi arazide koruyacak kahverengi bir saklayıcı renk seçmiÅŸtik. Yola çıkmadan önceki akÅŸam, gösteriÅŸli PeÅŸtun turbanı veya yuvarlak Nuristan yün kalpağı ile aynada kendimizi seyrettiÄŸimizde, yeteri kadar grotesk görünüyorduk; ayrıca Yaser Arafat usulü sakal da bırakmıştık. Sınırı aÅŸarak Afganistan’da bize refakat edecek olan Hizb-i İslami’nin mücahitleri bu kıyafet üzerinde ısrar ediyorlardı. Aksi durumda Pakistanlı kontrolleri aÅŸmaya hiçbir ÅŸansımız olmayacaktı ve Avrupalı giysiler içerisinde Afganistan topraklarında da kendimizi büyük tehlikelere atmış olacaktık.
Peschawar Intercontinental Otel’in yüzme havuzunun etrafındaki Batılı gazeteciler ve fotoÄŸrafçılar tarafından tekrar tekrar niçin ille de Hizb-i İslami’yi yol arkadaşı olarak seçtiÄŸimiz konusunda adeta sorguya çekildik. Ben tamamen bilinçli olarak, Rus iÅŸgalcilerine karşı savaşın yanında kendi feodal beylerini de ilk İslamın eÅŸitlik ilkelerine baÄŸlamak isteyen ve diÄŸer yandan yerel mollaların tutucu ve naif dünya görüşlerine karşı güven duymayan bu ekstrem İslami grubu seçmiÅŸtim. Deneylerim bana, radikal, uzlaÅŸmacı olmayan organizasyonların gerilla savaşında istikbale sahip olduÄŸunu gösteriyordu. Hizb-i İslami’nin kurucuları ve onun ÅŸimdiki önderliÄŸi esas olarak Afgan aydınları ve ilk İslamın temel prensiplerine dönüşte dini ve her ÅŸeyden önce toplumsal bir yenilenme arayan küçük burjuvazinin bir kanadından çıkıyordu. Bazı bakımlardan Müslüman KardeÅŸlere benzeyen bu Müslüman devrimciler kararlılık ve organizasyon yeteneÄŸine sahip olma bakımından diÄŸer mücadele gruplarından ayrılıyorlar ve kendilerini ispat etmiÅŸ görünüyorlardı.
Hizb-i İslami’nin kale benzeri cami haline getirilmiÅŸ bir bina etrafına yerleÅŸtirilmiÅŸ olan ana karargâhının giriÅŸinin önünde, KalaÅŸnikow makineli tüfeklerle ağır silahlanmış, her ziyaretçiyi silah veya patlayıcı madde için kontrol eden nöbetçiler duruyordu. Bir gün önce birbiri içerisine girmiÅŸ iç odalardan birinde bu radikal İslamcı partinin lideri ile bir röportaj yapmıştık. Gulbettin Hikmetyar, yaklaşık otuz yaşında zayıf bir kiÅŸi, kendi inandıklarından hiçbir ÅŸey saklamadan konuÅŸtu. Onun adamları Sovyet saldırısına karşı en ön safta çarpışıyordu, fakat diÄŸer Afgan direnişçi gruplarının tersine Batılılarla ve hepsinden önce de Amerikalılarla birlikte hareket etmeyi reddediyordu. Hikmetyar, “Biz dışardan yardıma muhtaç deÄŸiliz” diye vurguladı, “Zorda kaldığımızda silahları bizzat vuruÅŸma alanından saÄŸlayabiliriz”. Hizb-i İslami’nin en üst seviyedeki lideri zaten yedi yıldan beri devlet gücüne karşı mücadele veriyordu. Onun dostları, genç askerler ve öğrenciler, 1974′te BaÅŸkan Davud’un otoriter rejimine karşı militan İslam adına darbeye kalkışmışlardı ve hemen çoÄŸunluÄŸu kurÅŸuna dizilmiÅŸti. Hikmetyar bize hafif, kontrollü bir üslupla Darice konuÅŸtu. İngilizceye de hâkimdi. Bakışları, diÄŸer baÄŸlı ve derin inançlı Müslümanlarda olduÄŸu gibi hafif kapalı ve kendine dönüktü. Hikmetyar, Sovyetlerin Orta Asya’da yaÅŸayan Müslüman halkıyla ilgili olarak cesur, aynı zamanda aşırı iddialı bir açıklama yaptı: Hizb-i İslami’nin amacı yalnızca Afganistan’ın kurtarılması deÄŸil, aynı zamanda Amu Derya’nın öbür tarafında yabancı hâkimiyetine ve dinsizliÄŸe terkedilmiÅŸ bütün din kardeÅŸlerimizi de kurtarmaktır.”
Hikmetyar’ın Sovyetlerin Orta Asya’da yaÅŸayan Müslüman halkıyla ilgili olarak söylediÄŸi, Scholl-Latour’un “aşırı iddialı” bulduÄŸu açıklaması da bir ÅŸekilde gerçekleÅŸti. Afganistan’daki yenilgi sonrası Sovyet rejimi çökerken, Amu Derya’nın öbür tarafındaki Müslüman halklar da, özgürlüğe kavuÅŸmasalar da, bağımsız devletlerine kavuÅŸtular.
Hikmetyar bir ÅŸeyh veya bir cemaat reisi deÄŸil, Afganistan’ın Ruslara karşı verdiÄŸi kurtuluÅŸ savaşında Afgan mücahitlerin en önemli grubu olan Hizb-i İslami’nin lideri idi. Hikmetyar ve arkadaÅŸları Bazı siyasilerin iddia ettiÄŸi gibi terörist deÄŸil, milli kurtuluÅŸ savaşçıları idiler.
1979′da baÅŸlayan Sovyet iÅŸgal 10 yıl sonra mücahit grupların zaferiyle sona erdi. 15 Åžubat 1989 günü Sovyet ordularının komutanı General Boris Gromov Afganistan’ı terk eden son Sovyet askeri oldu. Sovyet ordusunun çekilmesinden sonra 2 yıl daha Necibullah’ın kukla yönetimi devam etti.16 Nisan 1992′de mücahit birlikleri Kâbil’e girdiler. Bundan sonra mücahit liderleri arsında kanlı bir iktidar savaşı baÅŸladı. 15 Haziran 1992′de mücahitlerin oluÅŸturduÄŸu “Hal-ü Akd’ isimli yönetim konseyi Burhaneddin Rabbani’yi devlet baÅŸkanlığına Gulbettin Hikmetyar’ı da baÅŸbakanlığa getirdi. Hikmetyar, Rabbani’nin emrinde çalışmayacağını söyleyerek kavgayı sürdürdü. Çatışmalar diÄŸer gruplar arasında da baÅŸladı. Mücahid grupların liderleri, Ahmed Åžah Mesud, Gulbettin Hikmetyar, General Dostum ve Burhaneddin Rabbani devlet adamı olamadılar, Afganistan halkının makus kaderinin deÄŸiÅŸmesine önemli bir katkıları olmadı.
Bu uzun ve tahripkar iç hesaplaÅŸmanın sonunda Taliban ortaya çıktı. Taliban ilkellik ve zorbalıkta hepsini bastırdı, Afganistan’da İslam adına her türlü ilkelliÄŸin uygulandığı bir dönem baÅŸladı.
Bir Mücahitle Hatıra Fotoğrafı
Devleti yönetenlerin aldığı kararlarla Uzan Grubunun canını acıttığı günlerde, grubun gazetesi Star 18 yıl önce Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın Hikmetyar’la çekilmiÅŸ fotoÄŸrafını yayınladı ve günlerce bu konuyu iÅŸleyerek devrim muhafızlarını yanına çekmeye çalıştı.
Star gazetesinin birinci sayfasını tümüyle dolduran bu resimde Afgan mücahitlerinin lideri Hikmetyar bir koltukta oturuyor, yanında da yere oturmuÅŸ iki kiÅŸi var, bunlardan biri Recep Tayyip ErdoÄŸan… FotoÄŸraf 1985 yılında Recep Tayyip ErdoÄŸan partisinin İstanbul il BaÅŸkanı iken çekilmiÅŸ.
Haber şöyle: “KOLTUKTAKİ TALİBAN, DİZ ÇÖKEN BAÅžBAKAN. YER: İstanbul Fatihin ÇarÅŸamba Semtinde bir ev… KOLTUKTA OTURAN ADAM: Pentagon ve BirleÅŸmiÅŸ Milletlerin Usame Bin Ladin’in yardımcısı olarak tüm dünyada aradığı ÅŸeriatçı terörist Gulbettin Hikmetyar… ETEĞİNİN YANINDA SAYGIYLA DİZ ÇÖKEN ADAM: Türkiye Cumhuriyeti’nin BaÅŸbakanı Recep Tayyip ErdoÄŸan” (Star,10.07.2003)
Yeni politikacı Uzan’ın gazetesindeki iddiasına eski politikacı CHP lideri Deniz Baykal atladı… CHP Grubu’nda konuÅŸan Baykal, “Sayın BaÅŸbakan, benim de Afganistan’da El Kaide ÅŸeyhleriyle senin aile ortamında çektirdiÄŸin fotoÄŸraf kanıma dokunuyor. Hikmetyar’ın önünde diz çöken bir baÅŸbakan kanıma dokunuyor… ” (Vatan, 03.11.2003) dedi.
Aslında Baykal’ın iki cümlelik sözünde tam dört yanlış vardı. Birincisi, Hikmetyar’ın El Kaide ile bir iliÅŸkisi yok; Hikmetyar Hizb-i İslami’nin lideri ve El Kaide’nin koruyucusu Taliban tarafından iktidardan uzaklaÅŸtırıldı. İkincisi, Hikmetyar ÅŸeyh deÄŸil, din adamı deÄŸil,elektrik mühendisi,(batı eÄŸitimi almış) o anda da Afganistan’ın baÅŸbakanı. Üçüncüsü, Hikmetyar ile resim çektirdiÄŸinde Tayyip ErdoÄŸan BaÅŸbakan deÄŸil bir partinin İstanbul il baÅŸkanı. Dördüncüsü, resimde Tayyip ErdoÄŸan Hikmetyar’ın önünde diz çökmüyor, beraber resim çektiriyor.
CHP Yozgat Milletvekili Emin Koç da, ” FotoÄŸraf hangi tarihte çekildi? Görüşmede bulunma nedeniniz nedir? FotoÄŸrafın çekildiÄŸi dönemdeki siyasi kimliÄŸinizle bu kiÅŸinin o zamanki siyasi fikirleri örtüşüyor muydu?” (Vatan, 11.12.2003) diye sorarak konuyu TBMM gündemine getirdi.
Daha sonra Ali Topuz da basın toplantısı yaparak bu iddiayı tekrarladı: “El Kaide örgütünün çok önemli bir liderinin dizinin dibine çöküp ondan nasihat alan odur.” diyerek BaÅŸbakanı suçladı.
Politikacıların birbirini yıpratmak için kullandığı bu basit iddiayı, o zamanki YÖK BaÅŸkanı Kemal Gürüz de, yüksek öğretimle ne alakası varsa, “Tarikat lideri önünde diz çökenler…” diyerek tekrarladı.
CHP’liler o günden bu güne bu konuyu gündemden hiç düşürmediler. Son olarak da bizi atatürk yetiÅŸtirdi,baÅŸbakanı hikmetyar diyerek gene gündeme taşıdı,Baykal Hikmetyar’la çekilen fotoÄŸrafı yine dillendirdi ve büyük ilgi gördüğünü sandı.halbuki türk halkının beklentileri farklı daha fazla refah daha fazla ekmek,baykal bunu bir anlasa daha fazla prim yaptığını oda anlayacak ama nerde?durumda bir deÄŸiÅŸiklik yok aynı uslup yola devam.
İşin aslını RuÅŸen Çakır Vatan’da açıklamıştı: “Star Gazetesi’ndeki fotoÄŸrafta Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın yanında diz çöktüğü kiÅŸi, Afganlı efsanevi mücahit lider Gulbettin Hikmetyar. FotoÄŸrafın 1985′te, 29 ya da 30 Kasını veya 1 Aralık gününde çekilmiÅŸ olması gerekiyor. Çünkü Hikmetyar o tarihlerde Refah Partisi İstanbul örgütünün davetlisi olarak İstanbul’daydı. …39 yaşındaki Hikmetyar ise, Sovyet iÅŸgaline karşı savaÅŸan mücahitlerin en popüler ve en radikal lideriydi./ … Star’ın yayınladığı fotoÄŸraf ÅŸu açıdan çok anlamlı: 18 yıl önce Gülbeddin Hikmetyar, çok ünlüydü, radikal İslamcı olmasına raÄŸmen ABD ve hatta CIA’den doÄŸrudan destek alıyordu…” (RuÅŸen Çakır, Vatan, 10.07.2003). Türkiye’de politika ve gazetecilik böylece, bir resmin altına konulan yalan yanlış iki cümleyi bıkmadan usanmadan tekrarlayarak yapılıyor. Nedense bazıları da bu çeÅŸit suçlamaları bayağı ciddiye alıyor. Hatta bu suçlamalara hedef olan politikacılar bile sesini çıkarıp itiraz etmekten korkuyor; çektirdikleri resme bile sahiplenemiyorlar.
Benzer bir fotoÄŸrafı da Emin ÇölaÅŸan, TRT Genel Müdürlüğüne aday gösterilen Åženol Demiröz’ün adaylığını engellemek için köşesinde yayınlıyor. “Adayımız 1980′li yıllarda Afganistan gezisinde. Çember sakallı, takkeli! Mavera isimli İslamcı dergide söyleÅŸi yaptığı kiÅŸi ise bir İslamcı terörist. İsmi Gülbeddin Hikmetyar. / “… Afganistan’da Gülbeddin Hikmetyar isimli teröristin önünde diz çöken takkeli, çember sakallı kiÅŸi. Adı Åženol Demiröz!” (Emin ÇölaÅŸan, Milliyet, 23.11.2003).
Resimde hiç de öyle deÄŸil, Åženol Demiröz Hikmetyar’ın önünde diz çökmüyor. Herkes yönünü kameraya dönmüş, bildiÄŸimiz ÅŸekilde bir hatıra fotoÄŸrafı çektiriliyor. Resimde 9 kiÅŸi daha var. Avrupa’nın ve Almanya’nın en ünlü televizyon habercisi Scholl-Latour Hikmetyar’la görüşmek için sakal bırakıp başına takke giyiyor ve günlerce mücahitlerle birlikte Afganistan daÄŸlarında dolanıyor. Demek ki gazeteciliÄŸin raconu böyle. SavaÅŸ bölgesinde gazetecilik yapacaksan savaşçılar gibi giyineceksin, onlar gibi sakal bırakacaksın, onlar gibi takke giyeceksin… Bilmiyorum Emin ÇölaÅŸan, Scholl-Latour’u da mürteci ilan edecek mi?
CHP’liler, TRT’ye Genel Müdür olarak atanan Åženol Demiröz’ün bir gazeteci olarak Gulbettin Hikmetyar ile çektirdiÄŸi bu fotoÄŸrafı TBMM KİT komisyonunda ortaya çıkararak, Åženol Demiröz’ü, “Türk dünyasının önemli ÅŸahsiyetlerini birebir tanırım diyorsunuz. Bunların arasında Afgan terörist Hikmetyar da var mı?” diye sorguladılar.
Hikmetyar Düşmanlığının Sebebi Ne?
CHP’liler, ABD Hikmetyar’ı terörist ilan etti diye mi, Hikmetyar’la çekilen bir resmi bu kadar sorun yapıyorlar? Bizim solcular bir zamanlar antiemperyalisttiler ve emperyalizm karşıtlıklarının da en belirgin ölçüsü ABD karşıtlığı idi, kahraman olmanın en kolay yolu da Amerikan Büyükelçisinin arabasını yakmaktı. Biz sol içindeki evrimi fark edemedik mi acaba! Ama ABD’nin Hikmetyar’ı “terörist” ilan etmesi çok yeni bir olay… Resim 1985 yılında, Hikmetyar Afganistan’ın baÅŸbakanı iken çekilmiÅŸ.
Yoksa,birileri! Babrak Karmal’ın öcünü mü alıyorlar?
Hikmetyar’ın Türklerle veya CHP’lilerle bir alıp veremediÄŸi yoktu. Onun kavgası ülkesini iÅŸgal eden Sovyetler’le ve onların kuklası Hafızullah Amin’lerle, Babrak Karmal’larla, Muhammed Necibullah’larla idi.
Türk medyasının ve Türk politikacılarının hafızası bu kadar zayıf mı? Rusların 1985′te 115 bin kiÅŸilik bir ordu ile Afganistan’ı iÅŸgal ettiÄŸini, Afgan halkının Ruslara ve içerdeki iÅŸbirlikçilere karşı bir kurtuluÅŸ savaşı verdiÄŸini, bu savaşın içinde Hikmetyar ve Hizb-i İslami’nin önemli bir yeri olduÄŸunu hepten unuttular mı? Yoksa Sovyetlerin ve onların ilerici, devrimci iÅŸbirlikçilerinin bir avuç gerici karşısındaki, maÄŸlubiyetini hazmedememiÅŸlerdi de, ÅŸimdi öcünü mü alıyorlar? Bir kısım Türkler nedense Afganlıların kendi güçleriyle Rusları yendiÄŸini kabullenmek istemiyorlar. Afgan halkının Sovyet emperyalizmine karşı verdiÄŸi savaşı hep küçümsemiÅŸlerdir. Her ÅŸeyi Batılıların ve Amerikalıların yardımıyla yaptıklarını iddia ediyorlar. Belli ki bazılarımızın Rambo filmlerinden aşırı etkilendiÄŸi görülüyor. Amerikalıların, hatta Çin’in desteklediÄŸi mücahit gruplarının olduÄŸu, o zaman bütün Batı dünyasının Afganlı mücahitleri desteklediÄŸi doÄŸru olsa da, iÅŸin gerçeÄŸi Afgan halkının kendi güçleriyle Rusları dize getirdiÄŸidir… Hem bir kurtuluÅŸ savaşı yaparken dışardan yardım almak neden ayıp olsun ki!
Yoksa, bizimkileri Hikmetyar’ın partisindeki “İslami” kelimesi mi tedirgin ediyor. Bizimkiler laik ya, kurtuluÅŸ savaşı veren insanların dindarlığından da pek hazzetmiyor olabilirler.ama unutmayalımki tartıştığımız insanlar dünyanın en büyük ordusu olan kızıl orduyu paçavraya çevirip yenmiÅŸtir.çünkü onlar ölüme giderken kaygıları yoktu,materyalist sovyetler ise en modern silahlara sahip olmalarına karşın savaşı kazanamayıp yenilgiyi kabul ederek afganistandan çekildiler.böyle bir ülkenin liderlerine daha saygılı olmalıyız.zira,yarın küçük gördüğümüz insanlar karşımıza bakan baÅŸbakan olarak çıkabilir.kaldıkı afkanistan etnik kimliÄŸi ve dinsel kimliÄŸi ile türk milletine akraba bir halktır.unutmayalım.basit iç siyasi çekiÅŸmelere, bu asil milleti alet etmeyelim.tarih bizi yargılar.
Sonuç olarak: bizim muhalefet yanlış ata oynuyor.O at yarış kazanamaz.
Daha somut yararlı, halka cazip gelecek argumanları bulmalı, siyaset için muhalefet”.yoksa baÅŸlamadan hüsran olur gidilecek bir seçim”.seçime 16 ay var, yeni projeler üreten muhalefet” herzaman terbiye eder iktidarı.ama göründüğü kadarıyla muhalefet” eski hamam eski tas.beyler iÅŸe yaramadı yaramaz.AKP Yi daha’da büyütürsünüz,gerçekten iktidar istiyor,iktidara hazırsanız tutum ve davranışlarınızı zamana uydurmalısınız.derinalem
Yazar Hakkında
Yorumunuzu Bırakın
derinalem.com Sohbet Odalarına Giriş Sohbet & ChatTıklayınız.


