Derinalem-diyorki
- Çarşamba, Haziran 24, 2009, 12:58
- 1.383 views
- Henüz Yorum
Burada derinalem’in görüş ve düşüncelerini görebilirsiniz

DİL DEVRİMİ (millet olmanın en Önemli Aşaması)
Atatürk bizi, milliyetimize ve Türk ulusal bilincine sahip kılarken bir taraftan da “Türk Ulusal Dili” üzerinde çalışıyor ve dil devrimini gerçekleÅŸtiriyordu. Osmanlı devrinde cahil ile okumuÅŸ; devlet adamı ile halk, birbirleriyle konuÅŸup anlaÅŸma olanağını hemen hemen yitirmiÅŸlerdi. Arabî ve Farisî deyimler arasında Türkçe, neredeyse silinip gidiyordu. Bütün bu karmaşıklığa son veren Atatürk olmuÅŸtur.
Dil devrimi, gerçekte milliyetçilik devriminin bir bakıma tamamlayıcısı olmuÅŸtur. Yeni harflerin kabulünden sonra ilk 10 yıl içinde dilimizdeki “özleÅŸme” “arındırma” ve “geliÅŸme” hızlanmıştır. Zira yeni yazı bizi Arapça ve Farsça sözlerden uzaklaÅŸtırıp, Türkçe konuÅŸup yazmaya zorlamıştır.
BilindiÄŸi gibi her ulusun bir dili vardır ve bu dilin de bir fonetiÄŸi, yani gırtlaktan çıkan ses yapısı mevcuttur. KonuÅŸulan dil; o dile uygun bir fonetikle yazılamadığı takdirde o dil, dil olmaktan çıkar. Nitekim Türkçe’de gırtlaktan çıkan sesli ve sessiz harfler bellidir. Eski yazı dediÄŸimiz Arap Alfabesi ise Türk insanının gırtlağından çıkan ses yapısına kesinlikle uymamaktadır.
Bu açıklamadan da kolayca anlaşıldığı gibi Arap Alfabesindeki harflerle Türkçe bir sözü yazmak dilcilik tekniği bakımından mümkün değildir. Bu böyle olduğu gibi, İngiliz, Fransız ya da Rus alfabesindeki harflerle Türkçenin veya bir başka dilin yazılması da mümkün değildir.
Bu durumu herkesten önce gören Atatürk, Türk dilinin yazılışına uygun olan sesli ve sessiz harfleri bilimsel metodla bir araya getirerek konuşma fonetiğimize uygun bir yazı (alfabe) fonetiğini de bize kazandırmış oldu. Böylece, dilimiz bacımsızlığa erişmiş; Arapça, Farsça kelimeler kendiliğinden ayıklanmaya başlanmıştır.
Dil devriminin içinde yalnızca harf sorununun çözümlenmesi ile yetinilmemiş, aynı zamanda terminoloji dediğimiz, bilim adamları tarafından konulmuş, insanlığın müşterek malı olan uygarlığın her bir uzmanlık ve bu uzmanlıkların belli bölümlerinin anlatımında kullanılan sözcükler ve deyimlerde de devrim yapılmıştır.
Örneğin; diplomatların, tabiplerin, teknisyenlerin, kimyacıların, matematikçilerin uzmanlık dallan ile ilgili ayrı ayrı terminolojileri vardır. Türkçe karşılıkları bulunamayan bu gibi deyimlerin, uluslararasında kullanılanları kabul edilmiştir.
Cumhuriyete kadar, Arap kültürü etkisiyle, Arap dili ve grameri ile türetilmiÅŸ uzmanlık terminolojileri (ıstılâhları)’nı kullanıyorduk. Büyük Atatürk, batılılaÅŸma yolunda, batı terminolojilerini millileÅŸtirmeyi de dikkate alarak dilimize kazandırmış, böylece batı bilimine kolaylıkla ayak uydurmak ve batı uygarlığına yetiÅŸmek için, ulusumuza büyük bir atılım hızı kazandırmıştır.
Terminoloji devrimi, dil devrimimizin bir bölümünü teşkil eder. Terminoloji denilen o uzmanlık deyimlerini bilenler, yabancı dille de konuştuklarında kendi meslektaşlarıyla kolayca anlaşırlar. Başka dillerle yazılmış mesleki eserleri kalayca anlarlar. Uluslararası terminolojilerin kullanılması ulusal dilimize zarar vermez. Ancak, bu konuda ölçülü davranmak da şarttır. Kendi dilimizde karşılığı bulunan ve kullanılan bir deyim varken, uluslararası bir terminolojidir diye gereksiz yere dilimize yabancı kelimeleri doldurmaktan da sakınmalıdır.
Bu arada ÅŸunu da belirtmeliyim ki, Ruslar, kendi “kril” alfabelerini bütün azınlıklarına özellikle Türk asıllı olan uyruklarına zorla kabul ettirerek tam bir asimilasyon (benzeÅŸme) politikasını bu yoldan uygulamışlardır. Rus harfleri ile Türkçe bir kelimeyi tam aksanı (söyleniÅŸi ile yazmaya, konuÅŸmaya olanak yoktur. Ruslar bu yolla orta Asya Türk dillerini bozmuÅŸlardır. Çin alfabesi ile Türk kelimesini yazmak nasıl mümkün deÄŸilse, bir İngiliz ya da Alman fonetiÄŸi ve alfabesi ile Türkçe’yi ifade etmek de mümkün deÄŸildir.
Dil devrimi harf devrimi ile bir arada görülmeli ve biri, diÄŸerinin tamamlayıcısı olduÄŸu bilinmelidir. Ulusal dil bu ÅŸekilde yaratılır. Atatürk’ün, bu devrimi ile ne kadar büyük bir iÅŸ yapmış olduÄŸunu giderek daha iyi anlayabiliyoruz.
Kaynak: Em. Tümgeneral, Olcayto, Turhan; Dinimiz ve Emrediyor, Atatürk Ne Yaptı? “Devrimimiz İlkelerimiz”, sf: 110-111, 8. Baskı, Ajans- Türk, Ankara, 1998.
DİL DEVRİMİNİN AMACI
Özleşme: (Gittikçe öz haline getirme),
Geliştirme ve arındırma (Dilimize yeni girecek sözlere Türkçe karşılık bulmak ve kullanılan yabancı kelimelerin yerine öztürkçelerini yerleştirmektir).
Sadeleştirme gibi genel amaçları vardır.
Atatürk’ün yaptığı dil devriminin sonunda iÅŸte hepimiz birbirimizle rahatça konuÅŸup anlaÅŸabiliyoruz. Bir baÅŸbakanın sözünü bir köylü ve bir profesörün dersini genç bir çocuk anlayabiliyor. Türk Ulusu, Atatürk’den sonra böylece birbiriyle konuÅŸur ve anlaşır hale gelmiÅŸtir.
O halde tarihimize, dilimize ve milliyetimize sahip çıkmak ve bunların üzerine titretmek, gelişmelerine yardıma olarak çalışmak, Atatürk ilkelerine sahip olmanın bir anlamını taşır.
Bu konuda dikkat edilecek husus; kültürel iliÅŸkilerimizi devam ettirmek durumunda bulunduÄŸumuz, siyasi sınırlarımız dışındaki büyük Türk kütleleriyle anlaÅŸabileceÄŸimiz bir dil yapısına kavuÅŸmaktır. Aksi takdirde, TRT’nin Türkiye’nin Sesi Radyosundan dünyaya Türkçe seslenen spikerini kim anlayacaktır? Anlaşılabilir bir dil kullanılmadıkça bu kültürel baÄŸ nasıl korunacaktır. Kanımca bu hususa özen göstermekte yarar ve zorunluluk vardır.
Dil devrimi, ulusal bir kültürün geliÅŸmesi için, ulusal bir dilin yeniden canlandırılması prensibine dayanır. Atatürk, Türk ulusunu ulusalcılığa ve ulusal bilince sahip kılarken, ulusalcılığa ve ulus olabilme faktörlerinden en önemlisini oluÅŸturan “ulusal Türk dili” üzerinde bizzat çalışmalar yapmaya baÅŸlamıştı.
Osmanlı döneminde ve hatta İslâmiyet sonrası Türklük dünyasında Türk dili büyük sarsıntılar geçirmiştir. Oysa ki, Türk ulusunun yer küresi üzerinde yaşadığından bu yana bağımsız bir sözlü edebiyatı, dili ve Orhun Kitabelerinden örendiğimize göre de V. ve V. yüzyıldan itibaren de yazılı bir edebiyatı olmuştur. Bu gerçeğe rağmen, Atatürk dil devrimini yaptığı yıllara kadar Türk ulusu bir bütün olarak birbirleriyle konuşup anlaşabilme olanağını yitirmiş bulunuyordu- Okumuş-cahil ile, yönetici-halk arasında, dil birliği tamamen yok olmaya yüz tutmuştu.
Dil devrimi, gerçekte ulusçuluk ilkesinin tamamlayıcı bir unsuru olmuş ve halkın konuştuğu dili esas aldığından dolayı da Halkçılık ilkesine hizmet etmiştir. Atatürk diyor ki:
“ulusal duygu ile dil arasındaki baÄŸ, çok kuvvelidir. Dilin ulusal ve zengin olması, ulusal duyguların geliÅŸmesinde baÅŸlıca etkendir. Ülkesini, bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini ve yabancı boyunduruÄŸundan kurtarmalıdır.”
“ulusalcılığın çok belli niteliklerinden biri dildir. Türk ulusundanım diyen insan, her ÅŸeyden evvel ve mutlaka Türkçe konuÅŸmalıdır. Türkçe konuÅŸmayan bir insan Türk kültürüne, topluluÄŸuna baÄŸlılığını iddia ederse buna inanmak doÄŸru olmaz …”
“Türk milletinin milli dili ve milli benliÄŸi, bütün hayatına hakim ve esas kalacaktır…”
Kaynak: Em. Tümgeneral, Olcayto, Turhan; Dinimiz ve Emrediyor, Atatürk Ne Yaptı? “Devrimimiz İlkelerimiz”, sf: 112, 8. Baskı, Ajans- Türk, Ankara, 1998.
———————————————————–
TARİHTE İLK TÜRK DEVLETİ

GÖÇLERİN SONUÇLARI:
1)- Orta Asya kültür ve Medeniyeti dünyanın değişik bölgelerine taşınmıştır.
2)- Göç etmeyip, Orta Asya’da kalan Türkler, ilk Türk Devleti olan “Asya Hun Devleti” ni kurmuÅŸlardır.
3)- Göç eden Türk boyları gittikleri yerlerde yeni Türk Devletleri kurarlarken, oralardaki bazı devletleri de yıktılar.
TÜRK ADININ ANLAMI VE KÖKENİ:
1)- Ziya Gökalp’e göre; Töre kelimesinden gelir. Buna göre Türk demek “Türeli=Nizamlı,geleneklerine baÄŸlı” demektir.
2)- Danimarkalı Bilgin WAMBERY’e göre Türemekten(Türük) gelir. Buna göre Türk demek TÜREMİŞ,ÇOÄžALMIÅž demektir.
3)- KaÅŸgarlı Mahmut’un “Divan-ı Lügatıt Türk” adlı eserinde Türk demek “OLGUNLUK ÇAÄžI” demektir.
4)- Genel olarak Türk demek, GÜÇLÜ,KUVVETLİ manasında kabul edilir.
ASYA HUN DEVLETİ (BÜYÜK HUN DEVLETİ) (MÖ. 220-MS.300)
* KurulduÄŸu tarih kesin olarak bilinmemektedir. Tarihte bilinen İLK TÜRK DEVLETİ’dir.
* Bilinen ilk hükümdarı TUMAN(Teoman)’dır. Teoman’dan sonra yerine oÄŸlu METE HAN geçmiÅŸtir.
* Asya Hun devleti METE HAN zamanında en geniş sınırlarına ulaşmıştır.
* Çinliler Türk akınlarına karşı koymak için ÇİN SEDDİ’ni yaptılar.
* Büyük Hun Devleti VERASET SİSTEMİ ve ÇİN SİYASETİ nedeniyle Doğu ve Batı Hun Devleti diye ikiye ayrıldı. Batı Hunları ARAL GÖLÜ civarına göç etmek zorunda kaldılar. Doğu Hunları ise Kuzey ve Güney olarak ikiye ayrıldı. Ve daha sonra Çinliler tarafından ortadan kaldırıldı.
TÜRKLERDE VERASET SİSTEMİ NASILDI?
Türklerde devlet hükümdar ailesinin ortak malı sayılırdı. Ve ülke hükümdarın sağlığında oğulları arasında paylaştırılırdı. Her prensin(TEKİN) hükümdar olma hakkı vardı.
TÜRKLERE KARŞI ÇİN SİYASETİ(POLİTİKASI) NASILDI?
Çin bozkır göçebe hayatı yaÅŸayan ve savaşçılıkları geliÅŸmiÅŸ olan Türk Ordusu karşısında çaresiz kalıyordu. Hatta Türk Akınlarını durdurmak için ÇİN SEDDİ’ni yaptırmıştı. Buna raÄŸmen Türkleri durduramamıştı. Bu durum karşısında çaresiz kalan Çin ÅŸu siyaseti takip etti:
1- Çin prenslerini Hun Hakanlarıyla evlendirerek, prensesin yanında Hun sarayına çok sayıda hizmetkar gönderdiler. Bu hizmetkarlar casusluk faaliyetinde bulunarak,Türkler hakkında bilgi topladılar.
2- Türk Beylerine hediyeler göndererek, onları kendilerine baÄŸlamaya ve ekonomik olarak Çin’e bağımlı yaÅŸamaya alıştırdılar.
3- Hediyeleri ve ekonomik yardımları birden keserek, Türkleri itaat altına almaya çalıştılar.
4- Türk Beylerini birbirlerine karşı kışkırtarak, Türk devletinin parçalanmasını sağladılar.
ÖRNEK: Bu konuda en iyi örneklerden biri, Asya Hun Devleti’nin Batı ve DoÄŸu Hun Devleti diye ikiye ayrılması olayıdır. Bu dönemde Hun Devletinin başına geçen HUANYEH, Çin’in ekonomik yardımları kesmesi üzerine, kurultayı toplayarak, Çin’e baÄŸlanmayı teklif etti. Ancak kardeÅŸi ÇİÇİ “Bağımsızlığımız herÅŸeyden önce gelir.” diyerek, Huanyeh’e karşı çıktı. Böylece Hunlar ikiye ayrıldı. Çin ile birleÅŸen Huanyeh, kardeÅŸi Batı Hun Hakanı Çiçi üzerine giderek, Batı Hun Devletini ortadan kaldırdı. Batı Hun Halkı Aral gölü çevresine göç etmek zorunda kaldı.
AVRUPA(BATI) HUNLARI VE KAVİMLER GÖÇÜ
KAVİMLER GÖÇÜ(375): Çiçi’ye baÄŸlı Batı Hunları Çin’in ve DoÄŸu Hunları’nın baskısıyla Aral Gölü civarına göç etmiÅŸlerdi. Burada 200 sene hayatlarını sürdüren Batı Hunlarının nüfusları arttı. Toprakları yetersiz kalmaya baÅŸladı. Ve baÅŸka Türk Boylarının katılmasıyla güçlendiler. MS. 374 yılında VOLGA (İTİL) nehrini aÅŸarak Batı’ya (Avrupa’ya) doÄŸru ilerlemeye baÅŸladılar. Türklerin bu ilerlemeleri karşısında önlerinde bulunan Vizigot, Ostrogot, Vandal, Sakson, Frank, Germen gibi bir çok kavim hareketlenerek Türklerden kaçmaya baÅŸladılar. Böylece Batı Hun Türklerinin, sebep olduÄŸu bu olaya tarihte KAVİMLER GÖÇÜ adı verilir.(375)
KAVİMLER GÖÇÜNÜN SONUÇLARI:
1)- Roma İmparatorluğu; Doğu ve Batı Roma İmparatorluğu olmak üzere ikiye ayrıldı.(395). Batı Roma İmparatorluğu 476 yılında bu Germen kavimleri tarafından yıkıldı.
2)- Avrupa’nın ETNİK yapısı deÄŸiÅŸti. (Germen kavimlerinin Avrupa’daki yerli kavimlerle karışması sonucu yeni milletler ortaya çıktı.)
3)- Türkler Avrupa’da BATI HUN DEVLETİ’ni(AVRUPA HUN) kurdular.
4)- İngiltere, Fransa gibi Avrupa devletlerinin temeli atıldı.
5)- Avrupa’da FEODALİTE (DEREBEYLİK) rejimi ortaya çıktı.
6)- İlk çağ kapandı, Ortaçağ başladı.
AVRUPA HUN (BATI HUN) DEVLETİ
Kavimler göçünü baÅŸlatan Batı Hunları tarafından kurulmuÅŸtur. İlk hükümdarları BALAMİR, en önemli hükümdarları ATTİLA’dır.
ULDIZ’IN ROMA SİYASETİ: Balamirden sonra Batı Hunlarının başına geçen Uldız, Roma İmparatorluÄŸuna karşı akılcı bir siyaset izlemiÅŸtir. Hunların düşmanları Germen Kavimleri ile savaÅŸtığından, Batı Roma İmparatorluÄŸu ile iyi geçinmiÅŸ, DoÄŸu Roma’yı(Bizans) ise baskı altına almaya çalışmıştır.
ATTİLA DÖNEMİ
Attila baÅŸlangıçta ULDIZ’ın siyasetini takip etmiÅŸ ve Bizans’ı baskı altına almak üzere Balkan seferleri düzenlemiÅŸtir. Bizans’ı MARGUS ve ANATOLYUS antlaÅŸmaları ile ağır ve vergilere baÄŸlamıştır. Bizans’ı dize getiren Atilla daha sonra Batı Roma üzerine yönelmiÅŸtir.
ATTİLLA’NIN BATI ROMA SEFERLERİ:
1)- Galya Seferi: Batı Roma Ordusuyla KATALON savaşını yaptı. Kesin sonuç alınamadı.(451)
2)- İtalya Seferi: Bir yıl sonra 452′de Attila ikinci sefere çıktı. Bu defa Roma ordusu Attila’nın karşısına çıkmaya cesaret edemedi. Romalılar Papayı Attila’ya elçi olarak gönderdiler. Papayla görüşen Attila Roma’ya girmekten vazgeçerek geri döndü. Attila’nın ölümünden sonra Avrupa Hun Devleti eski gücünü koruyamayarak dağıldı. I. GÖKTÜRK DEVLETİ
552 yılında BUMİN KAÄžAN tarafından Orta Asya’daki AVAR hakimiyetine son verilerek kuruldu. BaÅŸkenti ÖTÜGEN’dir. Bumin KAÄžAN kardeÅŸi İSTEMİ YABGU’yu ülkenin batı topraklarına gönderdi.
İSTEMİ YABGU’NUN BATI SİYASETİ:
İstemi Yabgu İpek yolunu kontrol etmek amacıyla AKHUNLARA karşı İran’daki SASANİ devletiyle iÅŸbirliÄŸi yaptı. Bu iÅŸbirliÄŸi sonucu Akhun Devletinin toprakları Sasaniler ve Göktürkler tarafından paylaşıldı.
İstemi Yabgu; bu defa Sasanilere karşı BİZANS ile işbirliği yaparak, Sasani devletinin zayıflamasını sağladı.
NOT: Göktürk- Bizans iÅŸbirliÄŸinin Sasanileri zayıflatması, Hz. Ömer Devrinde İslam Ordularının Sasanileri yenmesini kolaylaÅŸtırmıştır. GÖKTÜRK DEVLETİ’NİN İKİYE AYRILMASI VE YIKILMASI:
Bumin KaÄŸan’dan sonra yerine sırasıyla oÄŸlu Ko-Lo, Mukan(En parlak devir), Tapo ve İşbara geçti. Bu süre içinde Batı Yabgusu İstemi Yabgu daima doÄŸudaki hakana baÄŸlı kaldı. Ancak İstemi Yabgu’nun ölümünden sonra yerine geçen oÄŸlu TARDU aynı itaati göstermedi. Çin’in kışkırması ile I. Göktürk Devleti Batı ve DoÄŸu Göktürk Devleti olarak ikiye ayrıldı. Her ikisine de daha sonra Çinliler son verdi.
II. GÖKTÜRK DEVLETİ(KUTLUK DEVLETİ) (682-744)
I. Göktürk devletinin parçalanıp yıkılmasıyla, Çinin egemenliÄŸinde yaÅŸayan Türkler, 50 yıl süren bir esaret dönemi yaÅŸadılar. Bu süre içinde defalarca Çine karşı ayaklandılar. Ancak baÅŸarılı olamadılar. 682 Yılında KUTLUK KAÄžAN’ın baÅŸlattığı ayaklanma baÅŸarılı oldu. Türkler Çinlileri topraklarından atarak yeniden bağımsızlıklarına kavuÅŸtular.(682). II. Göktürk Devleti’ne kurucusundan dolayı KUTLUK DEVLETİ de denir.
II. Göktürk Devleti en parlak devrini BİLGE KAÄžAN zamanında yaÅŸamıştır. Bilge KaÄŸan ülkeyi kardeÅŸi KÜLTİGİN ve veziri TONYUKUK ile yönetmiÅŸtir. Bilge KaÄŸan’dan sonra zayıflayan Devlet; Karluk, Basmil ve UYGUR Türkleri tarafından 744 yılında yıkılmıştır.
GÖKTÜRK DEVLETİ’NİN TÜRK TARİHİNDEKİ ÖNEMİ:
1)- Tarihte ilk defa Türk adıyla kurulan devlet, Göktürk Devleti’dir.
2)- Orhun Anıtlarını dikerek (II.Göktürk zamanında) Türk tarihi ve Türk edebiyatının ilk yazılı kaynaklarını oluşturmuşlardır.
3)- Milliyetçilik duygusu, Fransız ihtilalinden 1000 yıl önce Göktürkler döneminde en yüksek seviyede yaşanmıştır.
4)- Asya Hun Devleti’nden sonra Türkleri tarihte ikinci defa tek bayrak altında toplamayı baÅŸarmışlardır.
UYGUR DEVLETİ (Orhun uygur devleti) | | Turfan(Doğu Türkistan) Kansu(Sarı Uygur) Devleti Uygur Devleti
ORHUN UYGUR DEVLETİ: Karluk ve Basmiller’le birleÅŸerek II. Göktürk Devletini yıkan UYGURLAR Orhun bölgesinde UYGUR DEVLETİ’ni kurdular.(745) Kurucuları KUTLUK BİLGE KÜL KAÄžAN, merkezleri Ordubalık (Karabalsagun)’dur.
NOT: Kutluk Bilge Kül KaÄŸan Türklerin ÅŸehir kuran ilk hükümdarıdır. İlk Türk ÅŸehri Ordubalıkdır. Bilge Kül KaÄŸan’dan sonra MOYENÇUR baÅŸa geçmiÅŸ, onun döneminde Müslüman Araplar(Abbasiler) ile Çinliler arasında Talas Savaşı yaÅŸandığından, Abbasilere yenilen Çinliler güç kaybına uÄŸramışlardı. Bu durumdan yararlanan Uygurlar Çinin TARIM havzasını ele geçirdiler.Moyençur’dan sonra baÅŸa BÖGÜ KAÄžAN geçti.
BÖGÜ KAÄžAN DEVRİ: Bu devirde Uygur Türkleri ile çin arasında iyi iliÅŸkiler kuruldu, ticaret geliÅŸti. Bögü KaÄŸan Çine yardım amacıyla “Tibet Seferine” çıktı. Tibet Seferi ve Sonuçları: Bögü KaÄŸan tibet seferi sırasında iki MANİ(MANİHEİZM) rahibini yanına alarak ülkesine geri döndü. Bu rahipler Uygur Türkleri arasında Mani dininin yayılmasına sebep oldular. Ayrıca Türkler arasında Budizm’de yayılmaya baÅŸladı.
Mani Dininin Özelliği: Avlanmayı, et yemeyi ve savaşmayı yasaklayan bir dindir.
Mani Dininin Uygurlar üzerindeki Etkileri:
1- Uygurlar Savaşçılıklarını kaybettiler.
2- Yerleşik hayata geçtiler. (Türklerde ilk defa yerleşik hayata Uygurlar geçmiştir.) 3- Yerleşik hayata geçmeleriyle Uygurlar ticaret,bilim, sanat ve edebiyat gibi bir çok alanda geliştiler.
UYGUR DEVLETİ’NİN (ORHUN BÖLGESİ) YIKILIÅžI: 840 yılında bir baÅŸka Türk kavmi olan KIRGIZLAR Uygur Devletine son verdiler. Kırgızlar’ın Orhun Bölgesinden kovmalarıyla Uygurlar, Kansu ve Turfan bölgelerine göç etmek zorunda kaldılar.
NOT: Kırgızlar; Orhun Bölgesinden Uygurları kovarak, buradaki Türk nüfusunun azalmasına sebep olmuşlardır. Bu yüzden bu en eski Türk Yurdu, daha sonra Kırgızları yenen Moğolların eline geçerek kolayca Moğollaşmış, MOĞOLİSTAN olarak anılmıştır.
TURFAN( DOÄžU TÜRKİSTAN) UYGUR DEVLETİ: Kırgızlar tarafından kovulan Uygurların bir kısmı Turfan Bölgesi’ne gelerek, burada yeni bir devlet kurdular. Bu devletleri de MoÄŸollar tarafından 1207′de yıkıldı. Uygurlar günümüzde DoÄŸu Türkistan diye anılan bu bölgede Çin’e baÄŸlı özerk bir devlet olarak yaÅŸamaktadır.
KANSU(SARI UYGUR) DEVLETİ: Kırgızlardan kaçarak Kansu Bölgesi’ne gelen Uygurlar tarafından kurulan bu devlete Sarı Uygur Devleti de denilmektedir. 1209′da MoÄŸolların hakimiyetine girmiÅŸtir.
UYGURLARLA İLGİLİ DİĞER ÖNEMLİ HUSUSLAR:
* 18 harfli Uygur Alfabesini hazırladılar.
* Cengiz Han’ın egemenliÄŸine girmelerine raÄŸmen medeniyette geliÅŸtiklerinden MoÄŸollar’ı devlet teÅŸkilatı, ticaret, bilim, sanat, alfabe gibi konularda etkilediler.
* Moğolların Türkleşmesinde önemli bir rol oynadılar. (Özbek ve Çağatay Türkleri)
* İlk Müslüman Türk Devleti Karahanlılar’la savaÅŸtılar. (Sebep Uygurların Budizmi, Karahanlıların İslamiyeti yaymak istemeleri.)
* Tahta harflerden MATBAA’yı oluÅŸturdular, pamuktan KAÄžIT yaptılar.
* Uygurlar Yerleşik hayata geçen ilk Türk topluluğudur.
DİĞER TÜRK DEVLETLERİ VE TOPLULUKLARI
1)- İSKİTLER(SAKALAR): MÖ. VII. yüzyılda batıya doÄŸru göç ederek Karadeniz’in kuzeyinden Tuna nehrine kadar uzanan topraklara yerleÅŸtiler. Batı kaynakları bu topluluÄŸa İskitler, İranlılar ise Sakalar adını vermiÅŸlerdir. Medler, Persler, Asurlular ve Urartularla savaÅŸmışlardır. Anadolu, Suriye ve Mısır’a kadar akınlarda bulunmuÅŸlardır. İskitlerin yönetici kesimi Türklerden meydana geliyordu. YaÅŸayış ve inanışları Türklerle aynıydı. En önemli edebiyat eserleri ALPER TUNGA DESTANI’dır.
2)- AKHUNLAR (EFTALİT) DEVLETİ: Hun soyundan gelmektedirler. Afganistan’ın batısında MS.350 yıllarında kurulan bu Türk Devleti HEFTAL isimli hükümdarından dolayı EFTALİT DEVLETİ diye de anılır.
* Akhunlar Sasani Devletinde baÅŸlayan MAZDEK İSYANI’nı bastırmakta etkili oldular. MAZDEK: Sasani Devletinde yaÅŸayan Mazdek,kadın ve servetin ortak olması durumunda her türlü huzursuzluÄŸun ortadan kalkacağını savunan bir kiÅŸiydi.
* Göktürk Devleti’nin Batı Bölgelerini idare eden İSTEMİ YABGU ipek yoluna egemen olmak için, Sasanilerle ortak hareket ederek Akhun Devleti’nin yıkılmasını saÄŸladı. Akhun Devleti’nin toprakları Sasani ve Göktürk devleti arasında paylaşıldı.
3)- BAŞKIRTLAR(BAŞKURTLAR): X. yüzyılda İtil(Volga) nehri civarında oturmakta idiler. Moğol istilası sırasında Moğol egemenliğine girdiler.
4)- SABARLAR (SİBİRLER=SABİRLER): Önceleri Hun devletinin egemenliğinde yaşayan Sibirler, VI. yüzyıl başlarında Avarların baskısıyla batıya göç ederek Ural dağlarının güney doğusuna yerleştiler.
* Sasanilerle anlaÅŸarak, Bizans’a karşı savaÅŸtılar. Anadolu’ya akınlar yaptılar.
NOT: Anadolu’ya ilk Türk akınları Avrupa Hunları tarafından, ikinci akın Sibirler tarafından yapılmıştır.
* Bugünkü SİBİRYA adı Sibir Türklerinden gelir.
* Avarlara yenilince Hazar Türklerine karıştılar. Hazar Devletinin asıl kitlesini oluşturdular.
5)- TÜRGEÅž DEVLETİ: I. Göktürk Devletine baÄŸlı olan TürgiÅŸler 630 yılında Göktürk devletinin yıkılmasıyla serbest kaldılar. BAGA TARKAN TürgiÅŸ Devleti’ni kurdu. Kendi adına para bastı. II. Göktürk devletinin kurulmasıyla yeniden Göktürk egemenliÄŸine girdiler. II. Göktürklerin son dönemlerinde yeniden serbest kalan TürgiÅŸlerin başına SU-LU KAÄžAN geçti. Su-lu KaÄŸan Emevilere karşı mücadele etti.
NOT: Türgişler Emevi ordularını durdurarak, Orta Asyanın Araplaşmasını önlediler. 766 yılında Türgiş Devletine Karluklar son verdi.
6)- KARLUKLAR: II. Göktürk Devletinin yıkılmasında Basmil ve Uygurlar’la birleÅŸerek rol oynadılar.
* Talas savaşında Çin’e karşı Arapları destekleyerek Orta Asyanın ÇinlileÅŸmesini ve İslamiyetin yayılmasını kolaylaÅŸtırdılar.
* İslamiyeti kabul eden ilk Türk boylarındandırlar. (İlk boy Kıpçaklar’dır.)
* İlk Müslüman Türk Devleti olan KARAHANLILAR’ın kurulmasında etkili oldular.
7)- KIRGIZLAR:
* 840 Yılında Ötügen’i alarak Uygur Devletine son verdiler.
NOT: Kırgızlar; Orhun Bölgesinden Uygurları kovarak, buradaki Türk nüfusunun azalmasına sebep olmuşlardır. Bu yüzden bu en eski Türk Yurdu, daha sonra Kırgızları yenen Moğolların eline geçerek kolayca Moğollaşacak ve MOĞOLİSTAN olarak anılacaktır.
* 1207 yılında Cengiz Han tarafından yıkılmıştır.
NOT: Kırgızlar, Cengiz Han’a baÄŸlanan ilk Türk Kavmidir.
* Daha sonra Rusların egemenliğine girmişlerdir.
* 1916′da Ruslara karşı MİLLİ İSYAN adı verilen bir ayaklanma baÅŸlatmışlar, ancak Rus Çarı tarafından ağır bir ÅŸekilde cezalandırılmışlardır.
* 1936′da Sovyetler birliÄŸinin 15 Cumhuriyetinden biri olmuÅŸlar, 1991′de Sovyet Rusya’nın dağılmasıyla Bağımsız KIRGIZISTAN DEVLETİ kurulmuÅŸtur. BaÅŸkenti BİŞKEK’dir.
8)- KİMEKLER: Batı Göktürk topluluklarındandır. İrtiş ırmağı civarında yaşıyorlardı. XI. yüzyıla doğru diğer Türk topluluklarıyla kaynaşarak, yok oldular.
KARADENİZ’İN KUZEYİNDE KURULAN VE AVRUPA’YA YÜRÜYEN TÜRK TOPLULUK VE DEVLETLERİ
Bunlar Avrupa Hunları, Sabirler, Avarlar, Bulgarlar, Hazarlar, Macarlar, Peçenekler, Kumanlar(Kıpçaklar) ve OÄŸuzlar(Uzlar)’dır.
1)- AVARLAR: 552 yılında Orta Asya’daki Avar İmparatorluÄŸuna Göktürkler son verince, batıya doÄŸru ilerleyerek Romanya’ya giren AVARLAR merkezi MACARİSTAN olan yeni devletlerini kurdular.
* Çin kaynakları Avarlara JUAN- JUAN demektedir.
* 619 yılında tek başına, 629 yılında da Sasanilerle ortaklaÅŸa İstanbul’u kuÅŸattılar.
NOT: İlk defa İstanbulu kuşatan Türkler, Avarlardır.
* Slav topluluklarının göç etmesine neden olarak, bunların doğu Avrupa ve Balkanlara inmesini sağladılar. Böylece Balkanların Slavlaşmasında etkili oldular.
* 805 yılında Franklar tarafından yıkıldılar.
2)- BULGARLAR: Batı Hunları ve Ogur Türklerinin karışmasıyla ortaya çıkan Türk topluluğuna BULGAR denir. (Bulgar kelimesi karışmak anlamındadır.) BÜYÜK BULGARYA DEVLETİ | | Tuna Bulgar Kama(Volga=İtil) Devleti Bulgar Devleti
* Karadeniz’in kuzeyinde Göktürk Devletinin yıkılmasıyla “Büyük Bulgarya Devleti” kuruldu. Ancak kurucusu KUBRAT’ın ölümüyle Hazarlar tarafından yıkıldı. Bulgarların bir kısmı Tuna nehri, bir kısmı da Volga nehri kıyılarına göç etmek zorunda kaldı. Tuna Bulgar Devleti:Büyük Bulgarya Devleti’nin yıkılmasından sonra Tuna boylarına (Bugünkü Bulgaristan) göç eden Bulgar Türkleri burada Tuna Bulgar Devletini kurdular.
* KURUM HAN zamanında Bizans’ı kuÅŸattılar. (Avarlardan sonra Bizans’ı kuÅŸatan 2. türk kavmidir.)
* Bu bölgedeki halkın çoğu Slav olduğu için Türkler zamanla Slavlaşmaya başladılar. Boris Han zamanında Hırıstiyanlığı kabul ettiler.
* Daha sonra ortaya çıkan bugünkü Bulgaristan Devleti Türk değil Slav devletidir.
* Bugünkü Bulgaristan’da yaÅŸayan Türkler, Osmanlılar zamanında balkanlara yerleÅŸtirilen Türklerdir.
Kama Bulgar Devleti:Büyük Bulgarya Devletinin yıkılmasından sonra Volga=İtil kıyılarına giden Bulgarlar burada Kama Bulgar Devletini kurdular.
* Hükümdarları Almış Han zamanında(X. yüzyıl) müslüman oldular.
* 1236′da MoÄŸolların egemenliÄŸine girdiler. Altınorda Devletinin parçalanmasıyla kurulan KAZAN HANLIÄžInın esas kitlesini oluÅŸturdular. (Kama Bulgarlarına bugün KAZAN TÜRKLERİ denilir.)
NOT: İtil(Kama) ulgarları benliklerini bugün de koruyarak varlıklarını sürdürmüşlerdir. Ancak Tuna Bulgarları Slavlar arasında yok olup gitmişlerdir. Bunda İtil Bulgarlarının İslamiyeti, Tuna Bulgarlarının ise hırıstiyanlığı kabul etmesinin payı büyüktür.
3)- HAZARLAR: Kuzey Karadeniz ve Kafkaslar arasındaki bölgede Göktürk Devletinin yıkılmasıyla HAZAR KAĞANLIĞI kuruldu.
* Ticarette geliÅŸtiler.
* Hazar yöneticileri Museviliği benimsediler. Halk arasında Hırıstiyanlık ve müslümanlık yayılmıştı.
* Hazarlar ülkelerinde farklı dinleri içinde bulundurduklarından yüksek bir HOŞGÖRÜ vardı.
4)- MACARLAR:
* Fin Ugor kavmi ile OGUR Türklerinin karışmasıyla MACAR kavmi ortaya çıkmıştır.
* 896 yılında kendi adlarını verdikleri MACARİSTAN’a gelerek devletlerini kurdular.
* X. yüzyılda Hırıstiyanlığın Katolik mezhebini benimsediler. (Bundan sonra Türklük özelliklerini kaybetmeye başladılar.)
* Almanların (Germenlerin) doğuya doğru yayılmasını engelleyerek, Balkan topluluklarının(Slavların) Germenleşmesini önlediler.
5)- PEÇENEKLER:
* Karadeniz’in kuzeyinde Don ve Dinyesper nehirleri arasındaki bölgeye yerleÅŸtiler.
* Kiev PrensliÄŸini yenerek, Rusların Karadeniz’e inmelerini engellediler.
* 1071 Malazgirt Savaşına Bizans ordusu içinde ücretli asker olarak katıldılar. Ancak Selçukluların kendileri gibi Türk olduklarını anlayınca Selçuklu ordusu saflarına katıldılar. * Edirne ve Trakya’nın Marmara kıyılarına kadar olan toprakları Bizans’tan aldılar.
* İzmir Beyi ÇAKA BEY Peçeneklerle temas kurdu. Buna göre Çaka Bey Peçeneklerle birlik olarak Anadolu ve Rumeli’den İstanbul’u kuÅŸatmak istiyordu. Ancak Bizans kurnaz bir politikayla, yine bir Türk topluluÄŸu olan KUMANLAR’ı Peçenekler üzerine saldırtarak, Peçeneklerin dağılmasına sebep olmuÅŸtur.
6)- KUMANLAR (KIPÇAKLAR):
* Volga’yı aÅŸarak Avrupa’ya ve Balkanlara girmiÅŸlerdir.
* Kıpçakların Karadeniz’in kuzeyinde hakim oldukları topraklara “KIPÇAK BOZKIRLARI” denilmektedir.
* Macaristan’a giden Kıpçaklar ROMEN devletinin kurulmasında etkili olmuÅŸlardır.
* Kıpçakların OÄŸuz Türkleriyle yaptığı mücadeleler DEDE KORKUT HİKAYELERİ’nin ortaya çıkmasına sebep olmuÅŸtur.
* CODEX CUMANİCUS(Kodeks Kumanikus); Kıpçak Türk şivesi ile yazılan Latin, Fars ve Kuman dilleri üzerine yazılmış bir sözlüktür.
7)- UZLAR (OÄžUZLAR):
* Tarihte türk Milletinin siyasi, kültür ve medeniyet alanında en büyük rolü oynayan koludur.
* Oğuzlara; Bizanslılar UZ, Ruslar TORKİ veya TORK, Araplar GUZ demişlerdir.
* 24 Oğuz Boyu vardır.
* Hazar denizinin kuzeyinden bir kolu “UZ” adı ile Avrupa ve Balkanlara göç etti.
* Balkanlara gelen UZLAR Bizans ordusunu ve Bulgarları yendi. Ancak Peçenek akınları, soğuklar, salgın hastalıklar yüzünden dağılıp yok oldular.
* Uzların bir kısmı Malazgirt Savaşı sırasında Bizans Ordusu saflarından, Selçuklu Ordusuna geçtiler.
KARADENİZ’İN KUZEYİNDEN AVRUPAYA YAPILAN TÜRK GÖÇLERİNİN SONUÇLARI: Avrupa Hunları, Bulgar, Avar, Macar, Peçenek, Kuman ve Uz Türklerinin Avrupa’ya yaptığı göçler olumlu sonuçlar getirmedi. Bu Türkler Avrupa’daki diÄŸer halklar arasında silinip gittiler.
Yazar Hakkında
Yorumunuzu Bırakın
derinalem.com Sohbet Odalarına Giriş Sohbet & ChatTıklayınız.


